Odatv şifreyi kırdı… HÜDA PAR’ın kozmik odasına girdik… ne belgeler çıktı neler

Zeynep Çakır

Türkiye oldukça sancılı bir dönemden geçiyor, bu süreçte ittifaklar masalarını genişletiyor. AKP ve MHP ortaklığındaki Cumhur İttifakı, Büyük Birlik ve Yeniden Refah Partileri ardından HÜDA PAR’ı da masasına ortak etti.

Önce hakkındaki haberlere erişim engeli getiren ardından web sitelerini yenileme aşamasına alan HÜDA PAR’ın geçmiş gündem değerlendirmeleri ve basın açıklamaları artık bulunmuyor. Masaya oturan HÜDA PAR, haftalık bülten temizliği yapmış olsa da HÜDA PAR’ın kozmik odasına sadece Odatv girdi.

Kurulduğu 2012 yılından bu yana düzenli olarak yayınladığı haftalık gündem değerlendirmelerini artık web sitelerinde bulundurmayan parti, 11 Şubat itibariyle sadece parti haberlerine yer veriyor.

Odatv, 2011 yılından günümüze, HÜDA PAR’ın Türkiye Cumhuriyeti aleyhine yaptığı açıklamaları yıl yıl derledi. İlk olarak FETÖ’yle başlayalım.

2011 FETÖ MGK BELGESİ

AKP – FETÖ ittifakını bozan ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da imzasının bulunduğu 2004 MGK karar belgesinin Taraf gazetesinden manşet olması ardından HÜDA PAR, FETÖ cephesinde yer almayı tercih ederek açıklamada bulundu.

İslami yapılara uzun zamandır baskı ve fişleme yapıldığını iddia eden parti, söz konusu durumda devletin İslam’ı tehdit olarak gördüğünü belirterek şu sözlere yer verdi: “Bazı grupların Hükümet ile olan anlaşmazlıkları sebebiyle yeniden gün yüzüne çıkan MGK kararları ve bu paralelde düzenlenen Başbakanlık ve MİT belgeleri, bu gerçeği sadece bir kez daha hatırlatmış oldu.” Yasal çerçevede faaliyet gösterdiğini savunan parti, AKP’den dinlenme vb. uygulamalara karşı politika yürütmesini talep etti.

25 ARALIK 2013

FETÖ’nün kendisine yönelik tehditlerden korunmak amacıyla kurduğu 17-25 Aralık oyunuyla ilgili HÜDA PAR yine FETÖ’nün yanında yer almayı tercih etti. Parti, haftalık gündem değerlendirmesini, “Geçmişten günümüze İslami değerleri yüceltme gayretinde olan Müslümanlar, sürekli bir yandan devletin laik, Kemalist, tek tipçi zihniyetinin baskı ve zulümlerine uğramış, diğer yandan PKK’nin sindirme ve yok etme politikalarının hedefi haline gelmişlerdir.” sözleriyle yayınlayarak FETÖ’nün oyunundan Kemalist düşünceyi sorumlu tuttu.

17 – 25 ARALIK OPERASYONLARINDA YAYINLANAN SES KAYITLARINA DAİR

17-25 Aralık operasyonlarında FETÖ’nün yayınladığı ses kayıtlarını inandırıcı bulmadığını belirten HÜDA PAR, “Masumiyet karinesi gereği peşinen kimseyi suçlamak doğru olmadığı gibi, TÜBİTAK gibi yürütmeye bağlı devlet kurumlarının bağlı oldukları hükümet üyeleri söz konusu olunca çok da bağımsız hareket edebileceklerini düşünmek mümkün değildir.” açıklamasında bulundu. Parti, AKP’ye yönelik; “Bu nedenle varsa bir yolsuzluk ve rüşvet suçu, şeffaf bir biçimde araştırılmalı, tatmin edici bir araştırma ve soruşturma neticesinde, masum olanlar aklanmalı ancak suça bulaşanlar da cezalandırılmalıdır.” ifadelerini kullandı.

12 MAYIS 2014

AKP’nin kendi için milat saydığı 17-25 Aralık ardından TBMM’de, eski bakanlar Zafer Çağlayan, Muammer Güler, Egemen Bağış ve Erdoğan Bayraktar’la ilgili Meclis Soruşturma Komisyonu kurulmasına karar verilmişti.

Söz konusu kararla ilgili HÜDA PAR, “Geçmişte kurulan başta Roboski katliamı ile ilgili olmak üzere pek çok araştırma komisyonunun sadece devleti ve hükümeti aklama görevi gördüğü düşünüldüğünde, komisyonun sonuç itibariyle olmasa bile kurulması itibariyle soruşturmaya değer bir suçlamanın varlığının kabulü anlamına gelmektedir. Bu açıdan 17 Aralık sürecinin devlet ve hükümet için bir temizlenme vesilesi olmasını diliyoruz ancak hükümetin sergilediği koruma refleksli tavırlar bu konudaki beklentileri karşılamaktan uzaktır.” açıklamasında bulundu.

2 EYLÜL 2014

17-25 Aralık Operasyonlarında AKP ve FETÖ’yü eş tutarak operasyonları bir “çekişme ve gerginlik” süreci olarak gören parti, operasyonlar ardından yapılan soruşturmaları hedef aldı.

Fetullahçı polislerin görevden alındığı dönemde FETÖ’den “iktidar hiyerarşisine tabi olmayan yapı” şeklinde bahseden parti, söz konusu soruşturmaların, hükümete yönelik tehditlerin ortadan kaldırılması için yapıldığını savunmuştur.

FETÖ kumpası Ergenekon yargılamalarını gerçek var sayan parti, sadece hükümete yönelik sorgulamalar yapıldığını ve Fırat’ın doğusu veya batısında işlenen sözde suçların hesabı sorulmadığını ifade etmiş durumu şu sözlerle dile getirmiştir:

“Kişisel veya grup çıkarının kutsanmış devlet ideolojisinin arkasına saklanarak mağdur ettiği, zulmün her türlü çeşidine muhatap kıldığı tüm kesimlerin hakkı teslim edilip, zulümlerin hesabı sorulmadıkça, bürokraside vesayetçi yapılar dönemsel olarak şekil değiştirip varlığını sürdürmeye devam edecektir.

15 AĞUSTOS 2017

Ergenekon-Balyoz mağduru askerleri de hedef alan HÜDA PAR kumpaslara karşı açılan davalarda verilen tazminat ödemesini yanlış buldu.

FETÖ tarafından dindar çevrelerin de hapse mahkum edildiğini iddia eden HÜDA PAR, devlet hafızasını FETÖ’nün inşa ettiğine vurgu yaparak açıklamasında şu sözlere yer verdi:

“TSK içindeki belirli kesimlerin 15 Temmuz sonrası süreçte tek mağdur gibi gösterilmesi ve kendilerine yüksek tazminatlar ödenmesi adaletsiz bir uygulamadır. FETÖ yargısının yanlı ve yanlış kararlarıyla zulmen cezaevlerine doldurularak mazlumiyeti iliklerine kadar yaşamış dindar çevrelerin mağduriyet ve mazlumiyetinin ortadan kaldırılmasına dönük adım atılmaması, ‘Üstünlerin Hukuku’nun devrede olduğu anlamına gelmektedir. Devlet hafızasının FETÖ mensubu memurlar tarafından oluşturulduğu bilinmesine rağmen, insanların hala bu hafızaya göre işleme tabi tutulmasının haklı hiçbir gerekçesi yoktur. Özellikle Kürt illerinde yaşanan hak ihlalleri, gözle görülür şekilde artan ve halkı canından bezdiren güvenlikçi uygulamalar ve haklı hiçbir gerekçeye dayanmayan güvenlik soruşturmaları ile bir mağdurlar ordusunun oluştuğu gerçeği karşısında hükümet, artık gözünü kapatmaktan vazgeçmelidir.”

6 MART 2018

HÜDA PAR, devlet hafızasını ve yargısını FETÖ’cülerin oluşturduğunu dile getirdikten hemen sonra FETÖ kumpası Ergenekon ve Balyoz’u gerçek kabul etti.

FETÖ kumpaslarıyla FETÖ’yü aynı kefeye koyan parti, hafıza temizliği yapılması gerektiğini iddia ederek islamcı faaliyetler nedeniyle cezaevinde kalan kişilerin tekrar yargılanabilmesi için terörün tanımı, terör listesine alma ve çıkarma yetkisi, usul ve şartlarını belirleyen bir yasal düzenleme yapılması gerektiğini vurgulayarak açıklamasında şu sözlere yer verdi:

“İslam ile ve İslami değerlerle mücadele edenlerin, İslami camia ve cemaatleri terör örgütü olarak fişleyenlerin oluşturduğu devlet hafızası temizlenmelidir. Legal olarak faaliyet yürüten birçok camia ve STK, mevzuata ve Ergenekoncu ve FETÖ’cü memurların oluşturduğu devlet arşivlerine göre ülke için tehdit ve tehlike olarak görülmektedir.Ergenekoncuların, Balyozcuların, 28 Şubatçıların, FETÖ’cülerin oluşturduğu bu kirli hafıza temizlenmeden yapılacak olan yeniden yargılama da neticeyi değiştirmeyecektir.

Yaşananlar ortaya koydu ki cezaevi çıkışında ‘tüm cemaatlerin kökünü kurutacağız’ diyen şahsın daha sonra sarf ettiği ‘Türk yargısı şu anda altın çağını yaşıyor’ sözleri de unutulmamalıdır. Bu cümlenin kurulmasına neden olan zihniyetine sahip yargıçların vereceği yeni ceza kararlarının vebali iktidarın boynunda olacaktır.”

25 KASIM 2019

FETÖ nedeniyle başlatılan işe alım öncesi güvenlik soruşturmalarının “mağduriyete” neden olduğunu dile getirerek ivedilikle kaldırılmasını talep eden HÜDA PAR basın açıklamasında şöyle denildi:

“Özellikle FETÖ askeri darbe girişiminin ardından kişilerin hak ve hürriyetlerine yapılan hukuk dışı müdahaleler ile işe alımlarda getirilen güvenlik soruşturması uygulamaları arkasında binlerce mağdur bırakmış, bu mağduriyetlerin giderilmesi adına ciddi bir adım atılmamıştır. Raporda yer alan ve alt bileşenlerden birisi olan adalete ulaşım başlığı da oldukça dikkat çekicidir. Raporda telafisi çok zor mağduriyetlere neden olan uzun tutukluluk süreleri nedeniyle insanların aylarca mahkeme önüne çıkmayı bekledikleri ifade edilmiştir. Bununla beraber suçlamalardan beraat etmiş veya haklarında takipsizlik kararı verilen kişilerin işe iadesinde de büyük sorunlar yaşandığı vurgulanmıştır. Mağduriyetlerin daha ileri boyutlara çıkmaması için -stratejik bazı kurumlara eleman alınması hariç- işe alımlarda güvenlik soruşturması uygulaması ivedilikle kaldırılmalı, insan hak ve hürriyetleri ne siyasi ikballere ne de ‘Devletin Bekası’ gibi müphem ve göreceli kavramlara kurban edilmemelidir. Bilmek gerekir ki devletlerin bekası, ancak hukuk ve adaletin ikamesi ile tesis edilebilir.”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir