Aşı Reddine İtiraz: Çocukların Sağlığı Bireysel Tercihlerin Üzerinde

Aşı Reddine İtiraz: Çocukların Sağlığı Bireysel Tercihlerin Üzerinde

1 Haziran 2026 tarihinde İstanbul Tabip Odası ve İstanbul Barosu tarafından düzenlenen “Çocuk Hakları Perspektifinden Aşı Reddi: Hukuki ve Tıbbi Boyut” adlı panelin sonuçları açıklandı. Açıklamada, çocukluk dönemi aşılarının çocuğun üstün yararı ilkesinin vazgeçilmez bir unsuru olduğu belirtildi. Velayet hakkının mutlak ve sınırsız olmadığı ifade edilerek, “Bilimsel temellere dayanmayan gerekçelerle çocukluk aşılarının reddedilmesi, yalnızca çocuğun sağlığını değil, toplumun sağlığını da tehdit etmektedir.” denildi.

İstanbul Barosu’nun Çocuk Hakları Merkezi, Sağlık Hukuku Merkezi ve İstanbul Tabip Odası’nın Çocuk Hakları Komisyonu ile iş birliği içinde düzenlenen panelin sonuç bildirgesi kamuoyuna sunuldu. Açıklamada, çocukluk döneminde yapılan aşıların, çocuğun üstün yararının sağlanması açısından kritik olduğu vurgulandı.

Panelin sonuç bildirgesinde, “Çocukluk aşıları, modern sağlık sistemlerinin en etkili koruyucu uygulamalarından biridir.” ifadesi yer aldı. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve UNICEF verilerine göre, küresel aşı oranlarındaki düşüş, kızamık gibi önlenebilir hastalıkların yeniden yayılma riskini artırmaktadır. Bu durum, aşıların sadece bireysel bir sağlık tercihi olmaktan çıkararak, çocuk hakları, kamu sağlığı ve devletin sorumlulukları açısından çok boyutlu bir mesele haline geldiğini ortaya koymaktadır.

Panelde, çocukların yaşama hakkı ve sağlıklı gelişim hakkının aşılarla doğrudan bağlantılı olduğu vurgulandı. Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’de yer alan ‘çocuğun üstün yararı’ ilkesine göre, devletlerin çocukları korunabilir hastalıklara karşı bağışıklama yükümlülüğü bulunduğu belirtildi. Ayrıca, velayet hakkının sınırlı olduğu ve ebeveynlerin çocukları adına sağlık kararları alırken, bu yetkinin çocuğun yararına aykırı kullanılmaması gerektiği ifade edildi.

Etik boyutunu ele alan panelde, bireylerin otonomisi, zarar vermeme, yarar sağlama, adalet ve toplumsal dayanışma ilkeleri üzerinde duruldu. Bağışıklık sistemi zayıf olan bireyler, kronik hastalar ve tıbbi sebeplerle aşılanamayan çocukların korunması açısından toplumsal bağışıklığın önemi vurgulandı. Bu doğrultuda, aşılama politikalarının yalnızca bireysel tercihlerle değerlendirilemeyeceği, kamu sorumluluğu boyutunun da göz önünde bulundurulması gerektiği belirtildi.

Sonuç olarak, panelde şu hususlar vurgulandı:
– Çocukluk aşıları, çocuğun üstün yararı ilkesinin ayrılmaz bir parçasıdır.
– Devlet, çocukları önlenebilir hastalıklardan koruma konusunda sorumludur.
– Aşı reddi konusu, sadece bireysel özgürlük açısından değil, toplum sağlığı ve sosyal dayanışma ilkeleri açısından da ele alınmalıdır.
– Türk hukukunda çocukluk dönemi aşılarına dair açık ve erişilebilir bir yasal düzenlemeye ihtiyaç bulunmaktadır.
– Özel bir “Aşı Kanunu” hazırlanması gerektiği öne sürülmüştür.

Author: Can Demir