24 Mayıs 2026 tarihinde İstanbul Kadıköy’de gerçekleştirilen ardışık polis baskınları sonucunda 10’dan fazla eğlence mekânı kapatıldı. Mekân sahipleri, yapılan aramalarda hiçbir suç unsurunun bulunmadığını belirterek, “uyuşturucu ticareti yapmakla” suçlandıklarını ifade ediyor. İlçe sakinleri ve esnaf, bu denetimlerin genel bir “yaşam tarzına müdahale” olduğunu savunarak, olayların rıhtıma inşa edilmesi planlanan cami projesiyle bağlantılı olduğunu iddia ediyor. Ayrıca, bu süreçte rant iddialarının da gündemdeki yerini koruduğu gözlemleniyor.
Kadıköy Esnaf Meclisi kurucularından Serdar Bal, Cumhuriyet gazetesine verdiği demeçte, “İşletmeci arkadaşlarımız mahkemeye itirazda bulundular. Bu mekânlar ve sahipleri, uyuşturucu ile mücadeleye yönelik samimi çabalar içerisindeler. Kadıköy halkı da kesinlikle böyle bir duruma izin vermez. Ancak şu an belirsiz bir süre için kapalı kalan bu mekânlarda çalışanlar işsiz kaldı. Kiralarını ödemek, çocuklarının masraflarını karşılamak zorunda kalan insanlar, durduk yere zor bir durumla yüzleştiler” diyerek esnafın zor durumda olduğunu vurguladı.
Bal, kapatma işlemlerinin siyasi bir boyutu olduğunu öne sürerek, “Sansasyonel operasyonlar yerine, sorunun ana kaynağına inmek daha etkili olurdu. Herkes bu mücadeleye destek verebilirdi. Ancak şu an gördüğümüz kadarıyla, bu baskınlar rıhtımda planlanan cami projesi ile bağlantılı” dedi.
Kadıköy Kent Dayanışması kurucularından Üzeyir Uludağ ise, “Bu operasyonların bu döneme denk gelmesi, Kadıköy’deki cami projesi ile doğrudan ilişkili. Eğer gerçekten uyuşturucu ile ilgili önlemler almak isteselerdi, bunu yıllar önce yaparlardı. Bu durumun siyasi olduğu çok açık” diyerek, bu tür operasyonların Kadıköy’ün demografik yapısına yönelik tehlikelerine dikkat çekti.
Uludağ, “Kadıköy, insanların özgürlük ve eğlence alanıdır. Farklı grupların kendilerini ifade edebildiği, kimsenin kimseye zarar vermediği bir yerdir. İktidarın bunu rahatsız edici bulduğunu düşünüyorum. Zaten buradaki esnaf ve halk uyuşturucuya karşı. Biz de karşıyız. Ancak yaşadığımız bu baskı ortamında mekânların kapatılması yerine daha mantıklı adımlar atılmalıydı. Bu durum, hem gençlere bir gözdağı hem de işletmelere bir tehdit niteliğinde” ifadelerini kullandı.
Kapatılan mekânlar, şu an kapılarında mühürle sessizliğini sürdürmekte. Kadıköy esnafı, halk ve eğlence için gelen gençler, siyasi nitelik taşıdığına inandıkları bu operasyonlara karşı tepkilerini dile getiriyor.